Enişte'den cevap...

Poyrazköy davası sanığı Albay Ali Türkşen'in ifadesi devam etti. Dün, Kardak krizi 'sır'larıyla ağlatan Türkşen, bugün de "O bombalarla ancak tavukları yumurtadan kesersiniz" sözleriyle güldürdü.

Kafes Eylem Planı ve Amirallere Suikast davaları ile birleştirilen Poyrazköy Davası'nın 5’inci oturumunda terör örgütü üyesi olduğu gerekçesi ile tutuksuz yargılanan ve kendilerine komplo kurularak terfilerin engellendiğini öne süren Albay Ali Türkşen ifade verdi. Ali Türkşen "Çok enterasan, çok ilginç aslında normal meslek hayatında o koltuğa oturmaması gereken kişiler orada oturuyor. ’Ali’yi biz eğip bükemeyiz, Veli’yle idare ederiz’ diyerek Ali’yi oradan alıp Veli’yi oturtuyorlar orada. Nihai amaç, kontrol edilebilir ve her isteğe itat etmiş yumuşak uygun bir ortam hazırlamak istiyorlar" dedi.

ŞURA’DA KİMİ TERFİ ETTİRECEKLER

16 gün tutuklu kaldığı için terfi alamayacağını belirten Albay Ali Türkşen, "’Bunlar böyle yapıyorsa, Türk ordusu bitmiştir’ demek istiyorlar. Bu grubu alarak tepeden başlıyorlar. Bu seneki terfilerde benim yolum tıkalı. 16 gün tutukluluğum var. Burada kuvvet komutanlığına gidecek albaylar var. (Feyyaz Öğütcü’yü kast ederek) Komutanımın kuvvet komutanı olması artık mümkün değil. Bir anda şak diye kesildi. Bu seneki Şura’da merak ediyorum kimi terfi ettirecekler" diye konuştu. Davanın 5’inci oturumana 11 tutuklu sanık ile Kuzey Deniz Saha eski Komutanı emekli Koramiral Feyyaz Öğütçü ile Tuğamiral Levent Görgeç’in de arasında bulunduğu 22 tutuksuz sanık katıldı. AGOS Gazetesi avukatları da davada hazır bulundu. Duruşmaya katılan bazı sanıkların ise ceketlerine Deniz Kuvveteleri Komutanlığı arması taktıkları dikkat çekti.

"Allah her devlete böyle teröristler nasip etsin - Ali TÜRKŞEN Kurmay Kd.SAT Albay"

ACİL DURUM VARDI PARA İKİ GÜN SONRA ÖDENDİ

Duruşmada ifadesine devam eden Albay Ali Türkşen dünkü ifadesinde bazı beyanlarının yanlış anlaşıldığını belirterek, "Ercan Kireçtepe’nin kredi kartı ile benzin alınması olayı aslında Türk ordusunun anlatılmamış bir çok olayından bir tanesidir. O para iki gün sonra ödendi. O anda sıkışık bir durum vardı. Türk ordusunun aciz olmasından yetersiz olduğundan değil o acil bir durum vardı" dedi.

Davada hukuki uygulamaların kelimenin tam anlamıyla karaya oturduğunu belirten Ali Türkşen, "Ayakların baş başların ayak olduğu yerde bütün değer yargılarımızı yeniden sorguluyor işin içinden bir türlü çıkamıyoruz. Adaletin olmadığı bir vatan düşünmek istemiyoruz. Siz denize, sözde terör örgütü üyelerinin panik halinde mühimatlarını attığı bir su kitlesi olarak baktınız. Biz arkadaşlarımızı geri vermeyen kutsal bir alan olarak gördük" dedi.

İfadesinin ardından çapraz sorgusu yapılan Albay Ali Türkşe’e, mahkemeye başkanlık yapan Hakim Oktay Kuban’ın, "Hakkınızdaki ihbarların sizinle görev yapan iki kişi tarafından yapıldığını, bunu sizin terfinizi engelleyerek yerine kendileri geçmek amacıyla yaptığını söylediniz. Bunlar sadece iki kişi mi? Yoksa bunları koruyan daha üst rütbede kişiler var mı? Bunun daha farklı bir boyutu olduğunu düşünüyor musunuz?" diye sordu.

BU İKİ KİŞİYLE OLACAK BİR ŞEY DEĞİL

Ali Türkşen ise Hakim Oktay Kuban’ın bu sorusuna "Bunu arkadaşlarımın ağzından çıkan bazı beyanlardan tespit ettim. Bu iki kişinin haricindeki 10 kişinin ismini İzmir’deki askeri savcıya bildirdim. Bu isimleri burada zikretmeyeceğim. Burası yeri değil. Bu TSK’daki ya da Deniz Kuvveteleri Komutanlığı’nda ki iki kişiyle olacak bir şey değil. Deniz Kuvvetleri’nin içinde böyle bir yapılanma var. Ben bunu sohbet ortamlarında amirallere de söyledim. Ama bu isimleri söylemenin yeri burası değil. Ne zaman ben öleceğim o zaman rahatlayacaklar. Daha fazlasını burada söyleyemem" diye yanıtladı.

Üye hakim Mehmet Karababa’nın, "Asker olmayan bir kişinin Poyrazköy’de mühimmatların ele geçirildiği bölgeye gelerek mühimmat gömmesi mümkün müdür?"sorusuna ise Albay ali Türkşen, "Oradaki arazide sürekli eğitim yapılır. Oranın boşalması lazım. Gece eğitime çıkılmaması lazım. O birlikte görev yapan biri dışarda ki kişiye bu gece orası boş desin patikadan aşağı inin şuraya gömün desin olur" dedi.

KARDAK KRİZİ

Üye Hakim Mehmet Karababa’nın, "Kardak krizinde benzin parasını cebinizden verdiğinizi, peynir ekmeği kendi paranızla aldığınızı söylediniz. Türk ordusunun gemileri benzinsiz, askeri kumanyasız mı bekliyor? Biz Türk ordusunu her zaman çok iyi, mükemmel biliyoruz. Bu kadar önemli bir olayda bu aksaklığı anlayamadım. Bunu kişisel olarak merak ettiğim için soruyorum" diye sorusununa ise Albay Ali Türkşen şöyle yanıt verdi:

KARDAK’TA BİZE HAZIRLANMA SÜRESİ VERİLMEDİ

"Türkiye ile Yunistan’dan bahsediyoruz. Şu anda biz buradayken iki taraf kapıştı mı savaş olur. Bu aksaklık değil. Biz evimizde oturuken arayıp ’göreve gidiyorsunuz’ dediler. Ada'ya giderken bir küçük bir kağıt verdiler. Ada'nın yerini bilen yoktu. Savaş dediğiniz öyle planla olmaz. Sabah 8’de başlayack akşam bitecek diye bir şey yok. Siz, 3 gün 5 gün sonra Ada'nın üstüne çıkacaksınız diye bir şey söylemediler. 50 yıldır ilk defa SAT Grup Komtanlığı uçakla gitti. Pilot, ’benzin alamayız’ dedi. Bodrum'a gittiğimizde de askeri kampta benzin yoktu. Benzin getirtebileceğimiz en yakın yer Aksaz’dı. Ama sürekli ’hadi, hadi’ diyorlardı. Tansu Çiller, ’hadi’ diyor. Benzini Aksaz’dan da getirbiliriz ama ’hadi’ diyorlar. Türk ordusu çözümü böyle buldu. Bize hazırlanma süresi verilmedi. Kardak krizi olana kadar orada ki Kardak kayalığından kimin haberi vardı. Kara Kuvveteleri Komutanlığı’na ait bir helikopter denize düştü. O zaman ortaya çıktı ki Kara Kuvveteleri Komutanlığı’na ait helikopterler deniz üzerinde hiç uçuş yapmamışlar. Ordular böyle teşkilatlanıyor. Savaşlar böyle olabiliyor. Biz zamanla yarışırken bu işleri yaptık. YAŞ kararlar şeye açılsın diyorlar. Açılsın o YAŞ kararlarının yüzde 99’u doğrudur. TSK, YAŞ kararlarında bir şey olmadan kimseyi atmıyor. Komutanımız (Feyyaz Öğütcü) sektörden çıktı. Levent (Görgeç) amiralimle adım birlikte anıldığı için gurur duyuyorum. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda düğmeye bastılar."

Poyrazköy’de ele geçirilen mühimata ilişkin sorularıda yanıtlayan Albay Ali Türkşen, ele geçirilen mühimmatın kendi envanterlerinde yer alan mühimmata uymadığını, mevcut silahlarla uyumlu olmayan mühimmatın bulundurulamayacağını bir askeri birliğin dışına illegal olarak mühimmat çıkartılamayacağını söyledi.

KÜMESTE PATLATSANIZ TAVUKLARIN YUMURTLAMASINI KESERSİNİZ

Koç Müzesi’nde ele geçirilen patlayııcılara ilişkins soruları da yanıtlayan Albay Ali Türkşen, bu patlayıcın tafrifat yaratacağı alanın 82 metre olduğunu belirterek, "40 metrede de dursanız bir şey olmaz. Parasını ben vereceğim 300 tavuğu alıp bir kümese koyun. Patlayıcıyı kümesin ortasında koyup patlatırsanız hiç bir şey olmaz. Sadece o kadar tavuğu yumurtlamadan kesersizniz. Belki bir kaç tanesi de telef olurdu" dedi.

Birleştirilen Amirallere Suikast Davası’nın sanıkları olan teğmenleri tanıyıp tanımadığı sorulan Ali Türkşen, "Evet tanıyorum. İyi kide 16 gün hapse girmişim. Beni hapse atanlardan Allah razı olsun. O çocuklar bana bir bardak çay taşıtmadılar. Hepsi de pırıl pırıl çocuklar. 16 gün hapse girdiğime pişman değilim" diye konuştu.

AGOS AVUKATLARI SINIRLI SORU SORACAK

Birleştirilen Kafes Eylem Planı davasına müdahil olan AGOS Gazetesi avukatlarının Poyrazköy Davası'nın sanıklarından Albay Ali Türkşen’e soru soru sormayı talep etmeleri üzerine mahkeme heyeti AGOS Gazetesi avukatlarını bu talebini Amirallere Suikast ve Poyrazköy dava dosyalarında, Kafes Eylem Planı ile bağlantılı oldukları iddia edilen sanıklara Kafes Eylem Planı ile sınırlı olmak üzere soru sormalarına karar verdi. Mahkemeye başkanlık yapan Hakim Oktay Kuban ise AGOS Gazetesi avukatlarının, Poyrazköy ve Amirallere Suikast davası sanıkları yönünden davaya katılma haklarının bulunmadığını belirterek soru sorma talebinin reddedilmesi yönünde karşı oy kullandı. Oktay Kuban, karşı oyunda şunlara yer verdi:

"Sanıkların katılma talebinde bulunanlara yönelik icrai bir eylemleri bulunmamaktadır ve bu konuda açılmış bir davada bulunmamaktadır. Sanıkların yaptıkları iddia edilen eylemlerden dolayı katılma talebinde bulunanların mağdur veya zarar gördüklerine dair delil, anlatım ve ilişkilendirme bulunmamaktadır. Katılma talebi varsayılan mağdur veya zarar görme iddiasına dayanmaktadır. Bu tür suçlar toplumsal düzeni bozan eylemlerdir ve devletin suçu önleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sebeple çağdaş ceza yargılamsında, işlenen tüm suçların devlete karşı olduğu varsayılır. Devletler hukuka aykırı eylemleri suç saymakla, eylemin zarar verdiği hukusal konuyu koruma yükümlülüğü üstlenmiş olmaktadır. Bu nedenle demokratik, laik, hukuk devletlerinde ceza davasının açılıp yürütülmesi devlete düşen bir görev olduğu kabul edilmektedir. Sadece suçtan doğrudan doğruya zarar görenlerin kamu davasına katılabilmesi kabul edilmelidir. Davaya katılma hakkı olayanların davaya katılmalarına karar verilerek bu kişilere yargılamada bir taraf olma bir suje sıfatı verilemsi ve işlem yapma yetkisi verilmesi yargılama açısından sakıncalar doğuracaktır. Dosyada mağdur veya zarar gördüklerini gösteren bilgi ve belge bulunmayan doğrudan veya dolaylı olarak zarar görmemiş olan ve varsayılan zararları nedeniyle katılma talebinde bulunanların davaya hukuken katılma hakları bulunmamaktadır."

0 Yorum.

Yorum yazın






Uyarı: Yapacağınız yorumlarda adınınız, soyadınız, eposta adresiniz,ip adresiniz ve sunucu adınız kayıt edilmektedir